Dünyanın en renkli ülkesi, dünyanın en renkli festivali

HOLİ HOLİ

Gazeteci ve Fotoğraf Sanatçısı Tahir ÖZGÜR, dünyanın en renkli  ülkesinde, dünyanın en renkli festivalini izlemek için Hindistan'a gitti.Her yıl milyonlarca turisti çeken Holi Festivali'ni sokaklarda, Holi'nin hayat bulduğu, can bulduğu ve dünyaya yayıldığı Matura'da izleyen Mersin Fotoğraf Derneği üyesi Tahir ÖZGÜR bu deneyimini ve fotoğraflarını  bizimle paylaşıyor.

 

 

Hep anlatırlar, hep söylerler… 

Derler ki Hindistan dünyanın en renkli ülkesidir…

Herkes de merak eder. 

Öyle midir?

Öyledir…

Ama  o kadar renk içerisinde bir renkler yumağı var ki bambaşkadır.

Hemen hemen hergün bir festivalin ve kutlamanın yapıldığı, sokakta yatan insanların dahi mutluluk ile gülümsedikleri Hindistan'da Holi bir başka  dünyadır…

Hele hele Holi'i  Matura'da kutluyorsanız.

Yani, öylesine göstermelik, stad kutlamalarından çıkıp, yapmacıklıktan, protokolden, turistik gösterilerden uzakta halkın arasında, bire bir halkın içinde kutluyorsanız inanılmaz güzellikler ve renkler yaşarsınız.

İşte bizde Hindistan'ın en büyük rengini böyle yaşadık.

Matura'nın, Vrindaban denilen küçük bir kasabasında, küçük dediğime bakmayı Yumanu Nehri'nin kenarından geçtiği harika bir yer. Bizim Antakya'yı andırıyor. Dar sokaklar, sıcakkanlı insanlar.

Uçakta karşılaştığımız  bir Hintli, Holi için Hindistan'a gittiğimizi öğrenince, "Holi için gidiyorsanız, Jaipur'u filan boşverin. Matura'ya, Vrindaban'a gidin" demişti.  Zaten gezide baştan sona bize yol gösteren Sevgili Zafer Bozkaya ile Mine Candar'da aynen böyle demişlerdi.

Yine de biz Holi'nin resmi açılışını izlemek için Jaipur'a gittik. Ama ertesi gün, yani Holi Bayramı'nda Zafer'i ve Hintli yol arkadaşımızı  dinleyerek sabah erken saatlerde Matura'da olmak için trene bindik. Geceyi trende geçirdikten sonra sabah erkenden Agra'da olduk. Agra'da Taç Mahal'ı gündoğumunda fotğrafladıktan sonra kiraladığımız taksi ile Matura'ya geçtik. Matura'ya girer girmez rengarenk boyanmış insanları görünce Holly'nin nasıl geçeceği konusunda, az çok fikir sahibi olmuştuk zaten. İnsanlar elerinde kova kova boyalarla dolaşıyorlardı. Matura'da hazırlıklarımızı yaptık, Bu yolculukta bana eşlik eden yol akadaşım Mevlüt ile fotoğraf makinalarımızı, çantalarımızı naylonlara iyice sardık  ve rişkalara binerek Vrindaban'ın yolunu tuttuk.

Yol boyunca Holi için doğru yere geldimize kesin olarak inanmaya başladım. Çünkü insanlar  kamyonların kasalarında, araçlarında, motorsikletlerinin üzerinde, bisikletlerinde çığlıklar atarak Holly'i kutluyor ve birbirini boyuyordu. Nihayet yarım saatlik bir yolculuktan sonra Vrindaban'a ulaştık

 

 

İnanılmaz… 

Daha Rişkadan inmeden yüzümüze  boyalar yağmaya başladı. Ne olduğunu anlamadık bile…

Yüzümüze boyayı atan, karşımıza geçerek büyük bir saygı içerisinde bizi selamlıyor ve "Happy Holly" diye bağırıyor sonra da bizimle fotoğraf çektirmeye çalışıyordu.Bu onlar için  büyük bir ritüel çünkü.Ara sokaklara dalınca bu kez neye uğradığımızı şaşırdık, ara sokaklarda çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler, kocaman kocaman adamlar yol kenarına, evlerinin önüne çuvallarla, kovalarda renk renk boyaları koymuşlar geleni geçeni boyuyor, üzerlerine boya atıyordu. Bununla da yetinmeyip bir kova su dökerek boyama işini tamamlıyor, sonra da hep birlikte büyük bir sevinç içerisinde, "Happy Holi" diye çığlıklar atıyorlardı.

Tabi bundan bizde nasibimizi aldık. Önce biraz ürkek davrandık, boyadan kaçınmaya çalıştık, ama bir süre sonra bundan kurtuluş olmadığını anlamıştım. Zaten kaçacak halimde kalmamıştı.Her tarafım boya olmuştu. Ben de "Happy Holly" diye bağırmaya başladım artık. Tek yapmaya çalıştığım şey yeni alıp da Hindistan'a geldiğim D 800'ümü korumakdı. Neyse ki onu iyi  korumaya almıştım.

Dolaşırken insan ianılmaz bir keyif alıyor, "Evet Hindistan bu" diye geçiriyorsunuz içinizden. Ara sokaklarda dolaşırken birden üzerinize bir kova boyalı su döküldüğüne de şahit oluyorsunuz. Kafanızı kaldırıp baktığınızda ise, iki katlı olan evlerin çatılarından ve pencerelerden  insanların  boyalı su döktüğünü vesizi böyle selamladıklarını, boyramınızı kutladıklarını görüyorsunuz.

Akşam saatlerine kadar Vrindaban sokaklarında dolaştık, insanlar hem Holly kutluyor, hem de yemeklerini dahi sokak otasında boyalı suratları ile yemeye çalışıyorlar. Vrindabanlılar önlerine ne gelirse boyuyorlar, köpekleri,  inekleri, camuzları, maymunları…

Büyük bir coşku, büyük bir bayram yaşanıyor Vrindaban'da… Akşam saatlerine doğru  Yumanu Irmağı kenarındaki bir  tapınağa giriyor ve orada bir görevlinin odasında dinleniyor, elimizi yüzümüzü yıkıyor ve sohbet ediyoruz. Burada  Hindistan'ın çok önemli Tanrılarından birisi olan Krişna ve Rade hakkınrda bilgiler alıyoruz. İnanılmaz bir misafirperverlik görüyoruz. Biraz dinlendiktan sonra Yumanu  Nehri'nin kenarına iniyoruz burada insanlar nehre girerek boyalarından arınmaya çalışıyorlar ve yine eğlenmeye devam ediyorlar.

…Ve Vrindaban'dan ayrılırken  dilimize takılıyor, "Happy Happy Holly"