Ne akıtacak 
gözyaşımız
ne de söyleyecek  
sözümüz kaldı
 
Tahir ÖZGÜR
 
 
“Niye yazı yazmıyorsun” diye soruyorlar…
Sahiden niye yazmıyorum…
Yazmak ve konuşmak  konusunda benim gibi hiç sıkıntı çekmeyen birisi…
Yaşamını buna adamış bir kişi…
33 yıldır yazı yazmış, 20 yıldır  ekranlarda konuşmuş birisi olduğum için soruyorlar, “Neden yazmıyorsun”
Nasıl yazsam ki, ne söylesem ki?
Bilemiyor ki insan…
Yazmalıyım…
Herşeye rağmen yazmalıyım…
Kendimi toparlayıp yazmalıyım, kelimeleri ardı ardına dizmeliyim…
Evet gazetecilik bazıları tarafından onursuzlaştırılabilir, bazıları tarafından haysiyetsizleştirilebilir, bazıları amigo olabilir, bazıları kıç yalamayı gazetecilik sanabilir, bazıları çakallık, soytarılık yapabilir…
Bazıları, “Bana ne lan halkın çıkarlarından, bana na lan emekliden, memurdan” diyebilir.
Bazıları,”Bana na lan  halkların kardeşliğinden, barıştan özgürlükten, Kürt’ten, Türk’ten, Alevi’den Sunni’den” diyebilir…
Cebimde taşıdığım sürekli basın kartı artık anlamsız bir  kağıt parçası haline gelmiş olabilir.
Her meslek sahibinde, iki kelimeyi bir araya getiremeyenin elinde, cebinde  bundan olabilir…
Can Dündar ve Erdem Gül…
Bu ülkenin yetiştirdiği onur sahibi iki gazeteci sadece ve sadece haber yaptıkları için “Casus, ajan” ilan edilip hapse atılabilir…
Ama yazmalıyım…
Fakat  ne var ki söyleyecek sözümüz kalmadı artık…
Biz söyledikçe, siz, “Halimizden memnunuz” dediniz…
Söyleyecek sözümüz kalmadı mı ne?
Söyleyin bakalım söyleyecek sözümüz kaldı mı?
Cumartesi  hazırlık yapıyorum çıkıp biraz fotoğraf çekeyim,  şöyle Karaduvar sahiline gideyim,  fotoğraf çekeyim, hava kararınca da oturur  Muhittin Baba’nın orada iki duble bir şey içer eve dönerim diye düşünüyorum.
Ama o da ne, cep telefonuma bir mesaj geliyor…
Tahir Elçi öldürüldü
Nasıl yani…
İnsan beyninden vuruluyor…
Televizyonlar sadece ve sadece alt yazı geçiyorlar…
Biraz sonra da  her zaman konuşan; ekranlarda yine konuşmaya, bağırmaya, dünyayı tehdit  etmeye,  kendinden olmayana verip veriştirmeye başlıyor. Bütün kanallar  canlı yayında bunu veriyor.
Tahir Elçi öldürülmüş kimsenin umrunda değil…
Hem de bizzat egemenler tarafından hedef gösterilmiş, linç edilmiş bir insan öldürülmüş…
TV’lerin umrunda değil. Çünkü korkuyorlar, haberi nasıl vereceklerini bilmiyorlar. 
Sadece ve sadece alt yazı ile bunu duyuruyorlar…
Söyleyecek söz kalmadı…
Söz söyleme sırası kimde bilmiyorum…
Oturup Tahir Elçi’ye ağlamak gerekiyor.
Karısının dediğince, “Kınalı Güvercin” Tahir Elçi’ye ağlamak gerekir…
Barış’a ağlamak gerekir…
Ama o da ne gözyaşımızda kalmadı bizim…
O kadar çok ağladık ki…
Gözyaşımızda kalmadı…
Yeter artık.
Lütfen yeter…
Yalvarırım yeter…
Çok şey mi istiyoruz…
Artık ağlamak istemiyoruz…
Çünkü gözyaşımız kalmadı…
Barış…Barış…Barış…