Bu ülke yanıyor
Ve CHP
 
 
Tahir ÖZGÜR
 
 
Bu ülke yanıyor…
Bu ülke de insanlar ölüyor…
Bu ülke de çocuklar ölüyor… Daha 11 yaşında, 12 yaşında…
Bu ülkede gençler ölüyor, üniformalı, üniformasız, başı bağlı, başı açık…
Bu ülkede  ölen her çocuğun anası ağlıyor… 
Gözyaşı renksiz…
Bakmayın siz birilerinin oturdukları yerden ahkam kestiklerine…
Bakmayın siz  plazalarda yönetilen gazete ve televizyonların yazdıklarına, söylediklerine…
Bakmayın siz  o gazetelerde binlerce dolar maaş alıp sadece ve sadece popo yalayıcılığı yapanlara…
Bakmayın siz o medya kanallarında sindirilmiş, korkutulmuş, dövülmüş, susturulmuş, dili kesilmiş, kafasına vura vura aptallaştırılmış gazeteci bozuntularına ve patronlarına…
Sakın ola ki bakmayın siz onlara…
Bu ülke yanıyor, kanıyor, can veriyor…
Kimse yazamıyor, söyleyemiyor, sesini  yükseltemiyor…
Yazanlar, söyleyenler, sesini yükseltenlerde  cezaevine atılarak, hücrelere kapatılarak susturuluyor.
Can Dündar gibi, Erdem Gül gibi ve daha niceleri gibi…
Bu ülke de bir dönem köyler boşaltılırdı, köyler yakılırdı, köylerinde yaşayamaz hale gelirdi insanları…
Şimdi şehirler boşaltılıyor, şehirler yaşanılmaz hale geliyor.
İnsanlar evlerinden arta kalan bir tek yorganlarını alarak yollara düşüyorlar…
Uzak diyarlara kaçıyorlar… Daha önce  memleketinden kaçmış bir yakınının yanına sığıntı gibi yaşamaya geliyor…
Herşeyini bırakarak…
Eşyasını, evini, barkını bırakarak…
En önemlisi bir, “Can”ını bırakarak…
Evladını, kocasını, kızını, kardeşini toprağa gömerek…
Ve susturulmuş bizler, korkutulmuş bizler sustukça çoğalıyor bu acılar…
Biz sustukça birileri daha çok kan akıtma sözü veriyor…
Televizyonlara çıkıp “Barış” diyeceğine, “Savaş” diyor.
Asacağız, keseceğiz” diyor.
Bu ülke yanıyor
Biz sustuğumuz için yanıyor, siz sustuğunuz için yanıyor.
Bu ülkenin bir ucunda çıkan yangının ateşi  hepimizi yakıyor. 
İnsan olanın yüreğine kor düşürüyor…
Biz sustukça da alev büyüyor.
Barış” diye haykırmadıkça, “Barış”a yürümedikçe ateş büyüyor… Yanı başımızda birileri ateşe benzin döküyor, ateşten besleniyor. Ama bilmiyor ki  o ateş çok geçmeden kendi evini de yakacak.
Savaş sürdükçe bu kalleş  gerçek bir gün, çocuğunu, kardeşini, kocasını, karısını, sevgilisini, yavuklusunu, yarenini kendinden alacak.
Bilmiyor ki savaş denen aşağılık  ateş büyüyünce, “Sen kenara çekil” demeyecek kimseye. Herkesi yutacak kavuracak öldürecek.
Bu ülke yanıyor…
Ateşin  şimdilik değmediği, yakmadığı herkes suskun. 
Lanet olası  ata sözünde olduğu gibi, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek yılanı besliyorlar.
Bugünden, şu andan itibaren herkes ayağa kalkmalı, “Barış” diye nefesi yettiğince bağırmalı.
Barış” diyerek ilk önüne çıkanın yakasına yapışmalı.
Barışı en çok da savaşı uzaktan seyredenler istemeli.  Çünkü  savaşın hızla kendilerine yaklaştığını en iyi onlar görüyorlar. 
Ya CHP
CHP ne yapıyor…
Sessiz, sakin, salı günleri grup toplantılarının haricinde  pısırık, aynı medya gibi.
İki üç ulusalcı oyu kaybetmeyeyim diyerek savaşı sadece seyrediyor…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Doğu Anadolu’da sokağa çıkma yasağı uygulanan illerin başkanlarını  durum değerlendirmesi yapmak ve bilgi almak için  Ankara’ya çağırmış.
İşte tam da bunu söylemek istiyorum.
CHP İl Başkanlarını Ankara’ya çağırmamalı, CHP oralara gitmeli, giderken binleri, onbinleri, yüzbinleri  beraberinde götürmeli, “Barış” diye haykırmalı…
Dedim ya,  “Aman şimdi oraya gidersem  batıdan oy kaybederim,  Ege’de oy kaybederim, Karadeniz’de oy kaybederim, İç Anadolu’da oy kaybederim” diye düşümemeli.
 CHP ve CHP’nin Genel Başkanı şunu çok çok iyi bilmeli ki,  oy kaybederim endişesi  taşıdığı her yerde insanlar “Barış” istiyor.
Akan kandan beslenen  ruh hastalarını çıkarsanız bu ülkede  herkes “Barış” istiyor…
Ama “Barışı” en çok savaşı uzaktan izleyenler istemeli…
Hem de bugünden…
Yoksa bu ülke yanıyor…
Ve bu ülkede biz yaşıyoruz.
Sanmayın ki yangın seyredenleri yakmaz…