Mülteciler…

İnsanlığı satmak…

 

Tahir ÖZGÜR

 

Gözlerimin önünde…

Çok değil daha bir kaç  gün önce…

Çoluk çocuk Suriye ve  Ortadoğu bataklığından, kandan, gözyaşından, ölümden kaçıp gelen insanlar bir  kıytırıktan deniz botuna biniyorlardı…

Sahilde Jandarma ve polis var. Yani Devlet var. Başlarında bekliyor.

İnsanlar karga tulumba dolmuşlar botlara, denize açılıyorlar.

Kadınlar, kucaklarında çocuklar, hatta yeni doğmuş bebekler.

Adamlar sıkıca sarılmışlar çocuklarına. 

Yüzlerde bir endişe. 

Ama, ”Belki kurtuluruz” tebessümü. 

Bir varsak, Kos Adası’na rahat ederiz. Sonra ver eline Avrupa”  düşüncesi.

Bot hınça hınç doluyor.

Devlet’in gözü önünde…

Jandarma’nın polisin koruyacağı sınırı delik deşik etmek için hınca hınç dolduruyorlar botu ve yavaş yavaş denize açılıyorlar.

Bilmem kaç kişilik bot da, sayamayacağınız kadar insan…

El sallıyorlar, Ortadoğu bataklığından gelip, “Gitsinlerde nereye giderlerse gitsinler” diye ölüme gönderiliyorlar.

Bir süre sonra  denizlerden haber geliyor.

Bodrum sahilinden Kos Adası’na gitmek isteyen mültecilerin bulunduğu bot  rüzgarda alabora olarak battı. Şu kadar çocuk ve şu kadar mülteci hayatlarını kaybetti

Sonra bir  çocuğun cansız bedeni sahile vuruyor…

İnsanlık ölüyor

Öldürenler, sanki  sebebi kendileri değilmiş gibi, sanki kendileri öldürmemiş gibi, sanki kendileri el sallayarak ölüme göndermemiş gibi ve sanki kendileri ölümü arkalarından salmamış gibi…

Ve dahi sanki kendileri bir koca imparatorluk hayalleri ile o yaşanılan toprakları taşeronler aracılığıyla karıştırmamış gibi…

Gitsinlerde nereye giderlerse gitsinler” denilerek öldürüldüler…

Madem bize yardım etmiyorsunuz o zaman alın biraz da siz uğraşın diyerek gönderildiler…

“Gelin başımızın üstünde yeriniz var” sözlerinden sonra, devlet gözetiminde kaçak olarak sınırlardan gönderildiler, öldüler…

Zaman çok geçmiş değil…

Zaman dün…

Gazetelerde yine bir fotoğraf, bir süre önce botlara doldurup doldurup, “Giden de nereye giderseniz” gidin diyenler bu kez sahile dahi yaklaştırmıyorlar.

AB dedi ki, “Sana 3 milyar euro veriyorum, ama bir tek mülteci daha Avrupa’ya gelmeyecek

Fotoğraf değişiverdi…

Devlet değişiverdi.

İnsanlık değişiverdi…

Nasıl hızlı bir evrim geçiriyorsunuz anlamak mümkün değil.

“Gelsinler başımızın üstünde yeri var. Ülkemiz büyük bir ülke onlara kucak açmıştır. Nasıl olsa Bayram Namazı’nı Emevi Cami’de kılacağız”

“Geldiler ama mülteciler ile başa çıkamıyoruz”

“Karışmayın binsinler bota gitsinler nereye giderlerse. Denizde botlar alabora olur ölürlerse de ne yapalım takdiri ilahi”

“Bak aldık 3 milyar euroyu bir tek kişiyi bile göndermeyeceksiniz. Bırakın yatsınlar parklarda, bahçelerde, sokaklarda, kaldırımlarda”

Heee heeeee.

Biz büyük devletiz, sen de yeni Yavuz Sultan’sın