3 Aylık… 5 yaşında…

Kim olduğunu bilmeden

Öldü çocuklarımız

 

Tahir ÖZGÜR

 

 

Miray Bebek…

Evlerinde…

Daha üç aylık…

Ne  Kürt olduğunu, ne Türk olduğunu, ne Arap olduğunu, ne Ermeni olduğunu, ne Rum olduğunu ne Alevi olduğunu, ne Sunni olduğunu, ne beyaz, ne zenci olduğunu bilmiyor daha…

Bebek sadece…

Bebek

Sadece üç ay nefes alabilmiş yaşamak için.

O nefes de kurşun sesleri ile, tank sesleri ile…

Sokağa çıkma yasağı olduğu için sesini komşular bile sayılı kere duymuşlar.

Halası kucağına almış, evlerinin merdivenlerine çıkarmış…

Tam o sırada bir kurşun…

Kahpe mi kahpe, onursuz mu onursuz.

Bebeğe isabet edecek, ettirilecek kadar haysiyetsiz, vicdansız…

Vuruvermiş, ne olduğunu, kim olduğunu bilmeyen Miray Bebeği

Ölmüş…

Kim olduğunu bilmeden…

Kürt, Türk, Arap, Zaza, Çerkez, Rum, Ermeni olduğunu bilmeden…

Bebek iken ölmüş…

3 aylık bebek iken…

Sözün bittiği yer mi?

Hayır…

Keşke söz bitse…

5 yaşındaki Selçuk evlerinin bahçesinde oynarken ensesine kurşun isabet etti. Annesi tarafından hastaneye götürülmek istenen Selçuk yolda hayatını kaybetti”

5 yaşında…

Oynarken…

Evlerinin bahçesinde…

Annesinin gözü önünde…

Ensesinden…

Vuruldu…

Anne kucağında…

Kanlar içinde…

Vurulmuş…

Hastane yolunda…

Öldü…

Bir çocuk öldü…

Sözün bittiği yer…

Bitti mi?

Hayır daha bitmedi…

Keşke söz bitse…

16 yaşındaki Hüseyin Ertene göğsünden vuruldu…

Sokak ortasında…

Öyle orada,  düştü kaldı.

Öldü mü yaralı mı?

Ailesi orada sokak ortasında vurulup düşen çocuklarını seyretti.

Çaresiz…

Kurşunlar havada uçuşuyordu…

Beyaz bir çarşaf buldular.

Uzunca bir sopaya bağladılar…

Sopayı ve ucundaki beyaz çarşafı sallaya sallaya Hüseyin’in cansız bedenine ulaştılar…

Ölmüştü…

Beyaz  değil kapkaraydı artık dünya…

Bir çocuk daha ölmüştü…

Ne olursa olsun bir çocuk daha ölmüştü…

Kim olursa olsun bir çocuk daha ölmüştü…

Ölmesin artık…

Yalvarırım ölmesin…

Çocuklar hiç ölmesin…

Hiç bir ana ağlamasın…

Hiç bir ana çocuğunun tabutuna sarılmasın…

Nasıl söylenir bu bilmem ki…

Söz bitsin artık…

Gözyaşı bitsin…