Barış Süreci’nin Anaları...

“Oğlum üşüyor mu”

 

 

Tahir ÖZGÜR

 

Karadeniz’in zirvelerindeyim…

Doğu Karadeniz’e yılda en az iki kez gitmeye özen gösteririm… 

O dağlar benim için bir yenilenmedir. Kendi iç dünyama yolculuktur…

Fotoğraf çekmeye giderim, ama  makina ile çektiğim fotoğraflardan çok, gönlüm ile çektiğim, beyin hafızama kaydettiğim fotoğraflar çok çok daha önemlidir.

Yine öyle zamanlardan bir gün…

Artvin’in, Rize’nin dağ köylerinde, yaylalarında, mezralarında dolaşıp duruyorum.

Patika yollarda fotoğraf çeke çeke tırmanırken, baktım, yaşlı bir kadın oturmuş yolun kenarına…

Beni görünce o güzelim Karadeniz insanının yürek ısıtan sıcaklığı ile seslendi:

Nereden geliyorsun Oğul

Yanına iliştim… Geldiğim yeri  söyledim… 

Oralar nereler ki oğul” dedi…

Sohbet koyulaşmaya başladı…

Sonra, ben sordum:

Sen nereden geliyorsun Ana

Kadın birden mahsunlaştı. 

Derin bir “Ahhh” çekti, gözlerime baktı, eliyle aşağıda bir yerleri işaret etti ve cevap verdi:

Oğlumun mezarından

Dondum kaldım. Ne diyeceğimi şaşırdım.

Bir süre sessizlikten sonra kadının buğulanan gözlerine baktım ve,

Allah Rahmet Eylesin Ana” diyebildim…

Sonra yine sessizlik…

Ben, devam ettim:

Ne zaman kaybettin Ana oğlunu”

Yaşlı kadın bir kez daha uzaklara, oğlunun mezarının olduğu tarafa bakarak,

Benim oğlum şehit oldu. 21 yıl önce kaybettim. 21 Yıl oldu

Ben yine boş bulundum ve hayatımın büyük gaflarından birisini yaptım. Uzun zaman geçmiş olduğuna vurgu yaparak  acısını hafifletebilmek düşüncesiyle:

Haaa Ana. Neyse çok olmuş ama” deyiverdim…

Kadın elini omuzuma koydu ve bana bir Ana Yüreği’nin acısının hiç ama hiç dinlemeyeceğini, hafiflemeyeceğini öğretti:

He ya oğlum çok oldu. Ama, gelsen onu bir de bana sor. Ben halen yağmur yağdığı zaman, ‘Acaba oğlum üşüyor mu, sıcak olduğu zaman acaba oğlum terliyor mu’ diye düşünürüm. dedi.

Sadece susmam gerekiyordu…

Sustum…

*******

Anadolu’da böyle  yürek yangınları ile yaşayan o kadar çok ana var ki…

Onlar  her yerdeler…

Çünkü her ana kendi oğlunu kaybediyor…

Her ananın oğlu kendi oğlu…

İsimleri değişik de olsa, dilleri değişik de olsa, yaşadıkları yer değişik de olsa analar var…

Ve o analar her yağmur yağdığında, her güneş çıktığında, “Acaba benim oğlum üşüyor mu, acaba benim oğlum terliyor mu” diye yangınlara düşüyorlar…

Kaç ananın daha yangınlara gitmesi gerekiyor…

Söyleyin bana ve analara, kaç ana daha sizin gözlerinize bakarak, “Yüreğim yanıyor” demeli…

Ve söyleyin bana, kaç ana daha ağlarsa, kaç çocuk daha ölürse siz “Barış” diyeceksiniz…